Kahve hakkında bugün zengin lezzetleri ile ünlü Sivasın kahve tarihi hakkında bilgiler paylaşacağım. Kahve 1517 yılından sonra Osmanlı topraklarına ulaşmış akabinde hızlı bir şekilde Osmanlının tüm şehirlerinde tüketilmeye başlamıştır. Halkın kahveyi tanımasında en önemli etken kahvehaneler olmuştur. Sivas kahvehaneleri genellikle çarşı ve iş hanlarında meslek ve ticaretin hakim olduğu alanlarda açılmıştır. Zaman içinde kahvehaneler çeşitli meslek grubundan insanların iş bulmak ve dayanışma içinde oldukları mekanlar haline gelmiştir. Sivas’ta kısa sürede yüzlerce kahvehane açılmıştır. Osmanlı cizye defterleri incelendiğinde gayrimüsliman halkında bolca kahvehane işlettiği görülmektedir. Sivas halkının kahvehanelere yoğun talebi sonucunda yeniçerilerinde yüksek kazanç ümüdi ile kahvehane açtıkları ve bazı esnafın kahvehanelerini zorbalıkla ellerinden aldıkları bilinmektedir. 1830 yılında Divriği şer’iye sicilinde yer alan bir davada sekban bayraktarı Hüseyin ağanın kahvehanesinin, Hacı milli Mehmed ve emrindeki yeniçeri askerleri ile zorla eklinden aldığı yer almaktadır. Araştırmalarda 1826 yılında yeniçeri ocağının kapatılmasına rağmen taşrada gizli faaliyet yürüten bu yeniçerilerin gelir saplamak için bu yola başvurdukları bilinmektedir. Sivasta kısa sürede ünlenen Hacı millinin kahvesi 140 yıl işletilmiştir. Sivas ın sözlü kültürünün yüzyıllarca lezzetli kahveler eşliğinde yaşatıldığı Osmanlı dönemi kahvelerine baktığımızda Merkez Camiinin karşısında Şemseddin Sivasi vakfına ait Şeyh Recep in kahvehanesi ramazanlarda Hacivat-Karagöz oyunu, Meddah gösterileri, aşık atışmaları ile ünlenmişti. Bir başka kahvehane Sıra kahvehanelerdir; meydan camiinin karşısında 5 kahvehane yan yana işletilirmiş. Yaz aylarının en çok tercih edilen kahvehaneler olurmuş. Kahvehane önüne hasırlar serilir insanlar hasır üstüne oturur nargile, çubuk, kahve tüketirlermiş. Bir başka kahvehane ise Ahırlı kahvehane; meydan camiine yakın olan kahvenin büyük bir ahırı varmış. Genellikle köyden şehre hayvan almaya yada satmaya gelen kimseler dinlenip kahve, nargile, çubuk içerlermiş. Bunlar dışında Kunduracılar çarşısında Havuzlu Kahve, mermerli kahve Eski telli pınar’ın Yanında bulunan deyimlere konu olmuş Karadayının kahvehanesi, Subaşı hanı yakınında bulunan Karahollonun Kahvehanesi gibi. kahve kültürünün yaşadığı bu mekanlar zaman içinde yok olmuştur. Geçmiş zamandan günümüze gelen Çerkez in kahvehanesi kalmıştır. Kahvenin gelişimi ile Sivasın birçok tarihi konağının içinde kahve odası yapılmıştır. Kahve odasında çini döşeli, mermer tezgahlı kahve ocağı ve duvar dolaplarında kahve takımları yer alırdı. Kahve yapımından sorumlu kişiye kahveci ağa denirdi. Gelen misafire kahve sunulması bir saygı göstergesi olmuştu. Sivas halkı kahvesini özellikle kepenek suyu ile yapar ve bu su ile yapılan kahvenin tadına doyum olmadığını dile getirirlerdi. Sivas halkının kahve sevgisi sözlü ve yazılı kültürüne etki etmiştir. Sivas’ta sözü kesilen kız için kahvesi içildi demek, olur olmaz her işe burnunu sokan kişiyi ifade etmek için kahve dövene hınk diyor deyimi, Arpa kahvesi içen Ali ağanın meşhur fıkrası, çok gürültülü yapılan ortamlar için Karadayının Kahvesine çevirdiniz burayı örneklerini gösterebiiriz. Karadaynın kahvesi Osmanlı döneminde kavganın eksik olmadığı bir kahvehane olarak ün salmıştı. Yemenden İstanbul a gelen kahvenin ihtiyaç fazlası diğer şehirlere sevk edilirmiş. Sivas a kahvenin Samsun limanı üzerinden geldiği tevzi defteri kayıtlarında yer almaktadır. Merkez çarşıda bulunan tahmishanede, halk için kahve kavrulur ve dibeklerde dövülerek pişime hazır şekilde satılırmış. Genellikle Halk yeşil kahve çekirdeğini satın alır, odun ateşinde tava içinde kavurur, dibek yada değirmende öğütür, taze taze pişrirmekten daha fazla keyif alırmış. Sivas ın Osmanlı dönemi tereke kayıtlarına bakıldığında Sivas halkının evinde çeşit çeşit kahve ekipmanı bulundurduğu yer almaktadır. Bunlar kahve ibriği, cezve, stil puşidesi, kavurma tavası, fincan zarfı, fağfuri fincan, soğutma kabı, değirmen, kahve kavurma kaşığı vb. birçok ekipman yer almaktadır. 1833 dan sonra Osmanlı devletinin Mısır hakimiyetini yitirmesi ile yemenden sevk edilen kahvelerin İstanbul a ulaşması engellenmiştir. Bu olumsuzluklar karşısında halk kahve ihtiyacını gidermek için Sivas’ta çok yetişen kenger bitkisinin tohumunu ve arpayı kavurup kahve olarak tüketmiştir. 1. Dünya savaşı ile ithalatın durması sonucu kahve bulunamaz olmuştur, İmkansızlıklar neticesinde kenger kahvesi ve arpa kahvesi büyük değer görmüştür. Evliya çelebinin seyahatnamesinde Sivasta tahıl üretimi o kadar çoktur ki tüm ülkede kıtlık olsa Sivasta yetişen tahıl tüm ülkeye yeter şeklinde yazmıştır. Sivas kahvehanelerini sadece kahve içilen bir alan gibi düşünmemeli okuma yazma oranının düşük olduğu zamanlarda insanların siyaset, hikaye, sanat, meslek gibi konuları sözlü kültür çerçevesinde yaşamasına imkan sağlamıştır. Kahve hakkında yeni videolardan haberdar omak için abone olmayı unutmayınız. Kahveniz taze ve kaliteli olsun. Herkes afiyet olsun.


