
Nohut kahvesi; 1517 yılında Yemeninin Osmanlı topraklarına katılması ile Osmanlı kahve ile tanışmıştır. Halk tarafından kısa sürede kabul gören ve fazlaca ile tüketilen kahve, zaruri bir gıda maddesi haline gelmiştir. Osmanlı devleti 1517-1833 yılları arasında Dünyanın birçok ülkesine kahve sağlayıcısı olmuştur. Yemenden yola çıkan kahve dolu Mısır limanını üzerinden İstanbul gelirmiş, sevk edilen kahvenin ihtiyaç fazlası Osmanlının devletinin diğer şehirlerine gönderilirmiş. 1833 yıllardan sonra Mısırın Osmanlı himayesinden çıkışı ile düşman kuvvetler tarafından Yemen kahvesinin İstanbul a sevk etmesi engellemişlerdir. Dünyanın en büyük kahve imparatorluğu olan Osmanlı Devleti kahve temin edemez olur ve Yemen kahvesi karaborsaya düşmüştür. Piyasalarda kahvenin azalması sonucu, halkın kahve talebine cevap veremeyen kahve satıcıları kahve içerisine fındık kabuğu, ceviz kabuğu, nohut arpa ve benzeri birçok farklı maddeyi kavurup karıştırmak sureti ile halka satmaya başlamıştır. Yemen kahvesine içine nohutun kavurup öğütülmüş halinin katılması bu dönemlerde başlamış, 1. Dünya savaşının başlaması ile ithalatın durması sonucu Nohut kahvesi büyük önem kazanmıştır. Kahve temin edemeyen halk, kahve ihtiyacını gidermek için Osmanlı topraklarında fazlaca yetişen nohutu kavurup öğütüp Türk kahvesi usulü ile pişirmiştir. İmkansızlık neticesinde ortaya çıkan Nohut kahvesi yemen kahvesi gibi beğenilmiş ve değer görmüştür. Kahvenin zor bulunduğu dönemlerde Osmanlı devletinin farklı şehirlerinde, Nohut kahvesi mantığı ile benzer farklı gıdalar kavrulup kahve olarak tüketilmiştir. Buna menegiç kahvesi, arpa kahvesi, kenger kahvesni örnek gösterebiliriz. Günümüzde nohut kahvesi kültürü Çanakkalenin Biga ilçesinin Işıkeli köyünde devam ettirilmektedir. Kahve hakkında yeni videolardan haberdar olmak için takipte kalmayı unutmayınız. Kahvenin taze ve kaliteli olsun. Herkese afiyet olsun.


